31 Ağustos 2025 Pazar

S/Y Dua-1 Midilli Gezisi Seyir Defteri - Ağustos 2025













ÖNSÖZ :

Suları turkuaz Adalar Denizi Egemizin mevcut adalarından her yıl birini etraflıca, hazmede hazmede, hiç acele etmeden gezmek gibi bir mottomuz var; bu seneki planımız ise Midilli adası idi; şükürler olsun ki maksat hasıl oldu; hem de mükemmel bir şekilde.

O coğrafyanın haritasına tepeden bakıldığında fark edileceği gibi Midilli Adası milyonlarca, belki de milyar yıl önce Edremit Körfezinden kopup ayrıldığı aşikâr. Ada, adeta bir çınar yaprağına benziyor; güneyinde iki derin girintisi mevcut; Gera ve Kalloni Körfezleri. Ayvalık körfezinden biliyoruz, bu gibi yerlerde su sirkülasyonu olmadığından suyun rengi yeşile dönük oluyor ve yüzmeye de elverişli olmuyor; ama merak işte, o körfezlere de girmek istiyoruz.

Tarihine baktığımızda Midilli Adası daha dün Osmanlı toprakları idi; 113 yıl önce bizim atalarımız bu coğrafyayı yönetiyordu. Gezdiğimizde müşahede ettik ki, atalarımız buraları öyle hoşgörü ile yönetmiş ki bir an duygularımıza kapılıp, keşke bu kadar da hoşgörülü olmasalar mıydı acaba dedik. Şöyle ki; fetihten sonra yerli halkın din ve diline hiç karışılmamış. Nereyi gezsek, hatta küçük yerleşimlerinde bile katedral gibi haşmetli kiliseler yapılmıştı. Nerede bir hâkim tepe görseler, gidip üzerine bir şapel yapmışlar. Yolların üzerinde bile küçük küçük sık aralıklarla ibadet mahalleri yapmışlar. Sanki hiç başka milletin hakimiyetinde değillermiş gibi ticaretlerine devam edip, zenginleşmişler; kendi din ve dillerini muhafaza etmişler; Osmanlı neredeyse onlara hiç karışmamış.  Osmanlı ayrıldığında da hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebilmişler. Öte yandan Afrika’da ve Okyanus adalarına baktığımızda, emperyal devletler fethettikleri ülkeleri/adaları hem sömürmüş hem de din ve dillerine alabildiğine müdahale etmişler; yerli halk Hristiyanlaşıp, Fransızca, İspanyolca, İngilizce konuşur hale getirmişler. Müslüman Osmanlının farkı işte.

Adanın içinde de otomobil kiralayıp gezdik; dağ taş zeytinlik; her köyde birkaç tane zeytin sıkma yağhanesi mevcut; yağhanelerin yüksek bacaları dikkat çekiyor. Gerçi şimdilerde artık bu eski Fabrikalar kullanılmıyor; yerine kontinyu zeytin sıkma makinaları gelmiş. Eski fabrikaların bir kısmı da otele dönüşmüş. Bir zeytinci olarak algıda seçicilik işte, genel olarak zeytin ağaçlarında bu sene meyve olmadığı dikkatimizi çekti; bu sene “yok yılı” demek ki?

Sıgri’de meşhur bir Fosil Orman Müzesi var; gezerken dikkatimizi celp etti, fosilleşen ağaçların tarihinden bahsederken 3 milyar yıldan bahsediliyor. Üç milyar yıl ne demek; 113 yıl öncesi ile mukayese edildiğinde okyanusta bir damla misali, bizim atalarımız daha dün buralardaymış; bu halet-i ruhiye ile adayı gezdik, dolaştık; cami, han, hamam, çeşme kalıntılarında, atalarımızın izlerini aradık.


SEFER HAZIRLIĞI :

Teknemiz 2022’den bu yana Gelibolu limanında; ancak ilk iki kış sezonu boyunca adeta diken üzerinde bulunduk; ne zaman lodos fırtınası esse Liman nöbetimiz başlıyor; tansiyonumuz fırlıyordu. Gelibolu Balıkçı Barınağı lodos rüzgarlarına karşı son derece korunaksız; dar kanaldan giren dalgalar karşı rıhtıma vurup, ortalığı çamaşır makinasına dönüştürüyor; tekneler rıhtım seviyesine kadar yükseliyor; hasar alanlar, hatta batanlar oluyordu. Nitekim 2024 Ekiminde uzun süreli çare arayışlarım netice verdi; Gelibolu Sanayisinde işin ehli Abdullah Ustaya bir römork yaptırıp, tekneyi üzerine aldım ve bütün lodos endişelerinden kurtulmuş oldum.




































      Kara park esnasında, bir müddettir tıkırtı sesi çıkartarak arıza veren şaft braketinin burcunu da Ermaksan ürünü ile değiştirme imkanı buldum. Bu vesile ile motor line ayarı da hassas şekilde yapılmış oldu. Teknenin sadece yaz dönemi denizde kalmasını planladığımdan, tek kat zehirli yetti, arttı bile. Sonraki iki sezon için zehirli stokumuz hazır bekliyor. 2025 Mayıs’ında, kısa sürede kara bakımlarını bitirip denize attım.


Bir önceki sezon dingimiz (bot) artık 12 yıllık hizmeti sonrası epey problem çıkartmaya başlamıştı; ben de kışın kampanyalardan istifade ederek BlueTrend Marin’den 27bin₺’e SeaStorm 2,30 bot tedarik ettim. İyi ki de almışım, bu sene hiç dingi sorunum olmadı.


Sonra, uzun zamandır takip ettiğim LiFoPo4 teknolojisinden de istifade ettim; sezon başında Asitli 2adet 12V-74Ah Klasik Servis Aküsünü,  1ad 12V-220Ah LifoPo4 Akü ile değiştirdim. Emekli Teknik Öğretmen, Yelkenci Hasan Topal Abimizin mihmandarlığında sistemi emniyetli bir şekilde kurdum. Alternatörden şarj için de Dc2Dc cihazı kullanıldı. Motor Şarj dinamosu Motor Aküsünü besliyor; Dc2Dc’de ihtiyaca binaen Motor Aküsünden LiFoPo4 Servis Aküsünü besliyor.   Veya Motor Aküsü belli voltajın altına düştüğünde Servis Aküsünün voltajı da yeterliyse, bu defa tam tersi Motor Aküsü besleniyor.

Mevcut on beş yıllık 3*50W Güneş Panellerim şimdilik LiFoPo4 Aküden günlük harcamamı tamamlıyor; ileride panel güç artırımı da yaparsam aliyyülâlâ olacak; tekneye belki ilave cihazlar da, örneğin su yapıcı da takabileceğim. Su yapıcı beni kullanma suyu taşımaktan ve su tasarrufu cenderesinden kurtarmış olacak.

Bütün bu çalışmaların yanında kendi işimi kendim yapmanın huzuru da yanıma kâr kaldı. 










20250731: Perşembe: Gelibolu – Çanakkale (21mil) Gümrük Çıkış – Babakale (50mil)

Ve yeni bir sefer niyeti ile çıktık yola.

İlk hedef gümrük çıkış işlemleri için Çanakkale Marina. Gelibolu’da hazırlıklarımız uzadı, ancak 11:00’de yola çıkabildik; 21mil sonra, saat 14:20 gibi Çanakkale’ye bağlandık. Aşağı seyir kolay oluyor, üçbuçuk saatte seyrimiz tamamlandı.

Gümrük çıkış işlemlerini kendisi yapmak isteyenler için yeni prosedürü aşağıya yazıyorum; ola ki istifade eden olacaktır. Bu yorucu işlemlerle uğraşmak istemeyenler Acentelere 50-100€ civarı hizmet bedeli ödemektedir.

1.     Tekne Sahibi (Donatan) e-devlet şifresi ile  https://e-denizcilik.uab.gov.tr/login   elektronik ortamda Seyir İzin Belgesi/Transitlog (SİB) doldurup, teknenin PDF belgelerini (Bağlama Ruhsatı, ADB , Pasaportlar, Yetki Yazısı, Sigorta) ekleyip Onaya sunduktan ve tekne Gümrüklü Limana bağlanmasından sonra Çıkış İşlemleri için bizzat Liman Başkanlığına müracaat edilir.

2.     Liman Başkanlığı elektronik SİB ortamında gördüğü evrakın fotokopilerini de ayrıca aldıktan sonra elektronik ortamda Çıkışı onaylamaktadır. (SİB Eki olarak elektronik ortamda zaten yüklü olan evrakın tekrar fiziki fotokopi olarak istenmesini israf ve külfet bulsak; eleştirsek de bilinç sağlanana kadar İdarenin bu talebine uyuyoruz!?) 

3.     Yurtdışı Çıkış Pulu (2025 yılı için 720₺), HalkBank mobil uygulamasından kolaylıkla ödenebiliyor.

4.     İkinci adımda Liman Polisi tüm mürettebatı görüp, Vize, Çıkış Pulu ve Pasaport kontrolü yapıp, Pasaportlara çıkış damgası vurmakta ve elektronik ortamda onaylamaktadır.

5.     Pasaport kontrolünden sonra Gümrüklü Liman dışına çıkılamadığından telefonla davet edilen Gümrük Memuru beklenmektedir. Gümrük Memuru da ayrıca elektronik ortamda pdf kopyaları bulunan evrakın fotokopilerini talep ettiğinden, tedarikli olunması tavsiye edilir.

6.     Gümrük Memurunun elektronik onayı sonrası SİB çıktısı alınıp Gümrük Memuru üzerine bir de mühür vurmakta ve imzalamaktadır.

İşlemler biter bitmez  Marina’dan Atık Belgesi de (DAU-355₺) alıp, iki saatlik bağlama ücretini de (1500₺) ödeyerek ayrıldık. Önce hedefimiz Anıt Limanı idi; baktık ki hava güzel, Midilli’ye biraz daha yakın olabilmek için Bozcaada Güvercinlik koyunu hedefledik. Akşam ezanında Bozcaada burnunu dönerken hava birden patladı; zifiri karanlıkta Güvercinlik koyuna bir iki denemeden sonra yanaşamadık maalesef. Sonra Bozcaada limana yöneldik ama kafadan gelen 40kt poyrazla dönmekte mümkün değil; ani kararla dört-beş saatlik mesafedeki Babakale’ye pruvamızı çevirdik. Artık yüksek rüzgar ve dalgalar kıçtan geliyor; bu acayip sallan yuvarlan ortamında otopilot da çalışmıyor; ayakta ve karanlıkta dümen tutmak epey yorucu oldu; ertesi birkaç gün bacaklarım ağrıdı durdu. Böyle dümen başı hareketsiz  durumlar için varis çorabı giymeyi ihmal etmemem lazım. Neyse ki GPS ve chartploter var; yardımı ile Babakale’ye 02:30 gibi ulaştık çok şükür. Limanda her rıhtımda üst üste Balıkçı Gırgırları bağlı; kimseyi uyandırmak istemedik, ortaya demir atıp, cunda ışığı ile beraber başa ve kıça da ışık koyup, yattık. 







20250801: Babakale => Midilli/Petra -10mil

Babakale Limanında 08:00 gibi baktık Sahil Güvenlik bize sesleniyor, durumu izah ettik, neyse idare ettiler; zaten limana giren çıkan da yok. Bu yıl Yunanistan da elektronik Transitlog sistemine geçti; Bilgisayardan Gümrük Giriş kayıtlarımı oluşturdum ve 11:00 gibi Limandan hareket ettik. İki buçuk saatlik keyifli bir apaz seyri ile Petra’ya vardık. 

"Az yol, çok deniz" düsturu ile çıktık yola; Petra'da Gümrük Girişi için verdik molaJ Midilli'nin tüm koylarını hazmede hazmede tarassut edeceğiz İnşaallah.

Geçen yıl kullandığım Cosmote Sim Kartı telefonumda ikinci sim olarak takılı. WhatsUp (WhatsApp değil!) uygulamaları üzerinden mevcut sim kartıma 13,5€’luk kredi yükledim; bir ay sınırsız internet hizmetim ve yanında ekstra dk. konuşma  hediyesi başladı. Yolda Cosmote hat aktif olunca Petra Gümrüğü (+30 225 102 3196 ) arayıp 14:00 için randevulaştık. Tam vaktinde buluştuk; gümrüklü iskeleye bağlandık. Elektronik işlemler hazır olunca kolaylıkla girişimizi yaptık.

Gümrük işlemleri için Petra’da Acente kullanmaya gerek yok; bilgisayarınızdan aşağıda açıkladığım elektronik hazırlıkları yaparsanız kolaylıkla giriş işlemlerinizi bitirebilirsiniz.

1.     Geçen yıl kullandığınız Cosmote sim kartını WhatsUp uygulaması üzerinden aktif ettik. (Bir ay limitsiz internet 13,5€ + Ekstra konuşma dakika veriyor) 

2.     Tepai ödemesini (33€) yaptık. https://www1.aade.gr/aadeapps2/etepai/ linki üzerinden bilgiler dolduruldu. https://gsis.gr/en/citizens-businesses/payments-proceeds/e-paravolo linkinden de RF kodu girilerek ödeme yapılıyor.  (Türkiye’den ödeme yapılıyorsa VPN açmak gerekiyor!)

3.     E-Transitlog için,  https://www.aade.gr/sites/default/files/2024-07/Instructions%20_TransitLog-app.pdf açıklamaları doğrultusunda; https://www.aade.gr/en/transit-log adresinden  bilgilerinizi dolduruyorsunuz. 

4.     Transitlog hesabı oluştururken MailAdresi, Şifre ve DocumantationNumber alanına Pasaport numaranızı girmeniz gerekmektedir. Kalış süreniz 1 ayı geçmeyecekse 1 aylık seçip çıkış zamanını 1 ay sonra seçmelisiniz. 1 ayı geçen kalış olacaksa 18 aylık seçip çıkış tarihi olarak 18 ay sonra hangi güne denk geliyorsa o tarihi seçmelisiniz. Ayrıca, Petra tali bir Gümrük olup; Midilli Gümrük’ün kodunu (GR003502) seçmelisiniz.   

5.     Bir de Motor No alanına Motor Seri Numaranızı değil; teknenizdeki motor sayısını (1) girmeniz gerekiyor.

6.     Bu işlemde kritik olan e-TL son kısımda evrak yükleme var; oraya, e-transitlog eklerini önceden PDF olarak hazırlayarak yüklüyorsunuz.  

    * İngilizce Sigorta (ilk 3sy yeterli) 

    * Tekne Bağlama Kütüğü (arkalı önlü) 

    * Kaptan pasaportu (Tüm damgalı sayfalar taralı olacak) 

    * Yolcu pasaportları (ilk sayfaları yeterli) 

    * Tepai (Ödemesi yapılmış ve PAID yazan PDF)  

    * Crew List (Damgalı son hali)  

    * Extended TL  (Elle doldurulacak)

7.     Limana vardığınızda Port Police size ayrıca Extended TL  veriyor onu dolduruyorsunuz. Hazır değilse Crew List’inizi elle dolduruyorsunuz. PortPolice, CrewList’e damga vuruyor. Port police 15€ harç ödemesini, Gümrüğe 30€ TL ödemenizi yapıyorsunuz. Pasaport polisi vizenizi kontrol edip, Pasaportlarınızı onaylıyor. 

 

Petra iskelesine bağlanırken bize JalemTur’un mürettebatı yardım etti. Ayvalık-Petra arası feribot seferinin son seferi imiş, Ağustos’ta çalışmadılar; talep oluşmadı demek ki. Ama Petra’da çok miktarda Türk turiste rastladık; iki adımda bir Türkçe konuşan birileri ile rastlaştık.

Biz iskeleye bağlı kalsa idik 7,5€/gün gibi bir ücreti varmış ama biz ihtiyaç duymadık, hemen karşısına plaj önüne alargaya demirimizi attık. Üç gün burada bol deniz ve kara gezmesi yaptık.

Dev bir kaya üzerinde inşa edilmiş, 114 basamakla ulaşılabilen Panagia Glikofilusa kilisesi görülmeye değer. Zaten yerleşimin adı da bu kayadan gelmekteymiş.







20250804-06: Midilli - Molivos (Mithymna) – 3mil

04 Ağustos’da Molivos’a geçtik. Limanda yer olmasına rağmen Liman önünde bağlı bir katamaranı da referans alarak alargayı tercih ettik; Petra’ın Kale’ye ve çarşısına giden eğimli yolu tam karşımızda. Bu bölgede topuklar var, demir atarken rüzgar değişimini de öngörerek dikkatli demir atmak lazım.

1912'e kadar Osmanlının hakimiyetinde kalmış bir adanın, tarihi bir kasabası Molivos. Petra'nın hemen iki mil kuzeyinde, Babakale'ye bakıyor; taş evler, arnavut kaldırımları, Osmanlı Çeşmeleri ve Hamamı ziyaret mekanları; Kale ziyarete 15:30'da kapanıyor, bilet 5€/kişi; hamam ve cami tadilatta. 

Petra’ya gelen Port Police’in asıl ofisi de burada; ayrılırken Transitlog’unuzu kaşeletmeniz gerekiyor.  Biz Mitilini’ye hareket ederken onaylattık.


    





















































        













20250807-09: Petra (tekrar)  - 2mil

        Hava bir haftadır çok yüksek ve  poyraz devam ediyor; Windy rüzgar haritasına bakıyorum, Bozcaada-Babakale taraflarından gelen yüksek hava, Midillinin Sigri taraflarını etkileyip sıyırıp geçiyor; Petra ve Molivos tarafları ise süt liman. Yarından itibaren kuvvetli poyraz başlıyor; daha korunaklı olması sebebiyle biz Petra'ya geri dönüyoruz.

Petra’da yine aynı yerimize, plajların önüne demirimizi attık. Karşımızda CoastGuard, arkasında da Balıkçı Barınağı var. Botla gidip Barınağın çeşmelerinden kullanma suyu ikmalimizi yapıyoruz.

Petra kelimesi Yunanca’da taş veya kaya anlamına geliyormuş. Köyün ortasında 35 metre yüksekliğindeki kaya üstünde, 114 basamak ile ulaşılabilen, Panagia Glikofilusa (sevgiyle öpen Meryem Ana) Kilisesi bulunmaktadır. Bu noktadan Babakale’ye kadar muhteşem manzaralar yer almaktadır.

İki mil karşımızda üç adet ada var; büyüğü Tavşan Adası. Barınaktan bir-iki tekne oraya günlük gezi yapıyor; biz de merak ediyoruz. Bir gün botla oraya biz de gittik. Meğer büyükçe olan Adanın güney batısında bir iskele ve arkasında iğde ağaçlarının altında oturma grupları var. Etrafta sürüsü ile tavşan mevcut. Yazın turistler buraya yiyecek, su bırakıyor da kışın ne oluyorlar acaba?  Deniz pırıl pırıl. Biz gittiğimizde de tekne yoktu şansımıza. Adanın içinde yürüdük, tepe de yine bir şapel var; yanında da bir gözetleme binası; Babakale’ye bakıyor.

Biraz çapari denemesi yaptım; bir tavalık iri istavrit kısmetimiz oldu. Bir gün de ring tren ile Molivos’a tekrar gezi yaptık; 5€/Kişi. Molivos taş evleri ve Arnavut kaldırımı sokakları ile turistler için oldukça ilgi çeken bir yer. Gezi forumlarında çok övülen Meltemi Restoranında Pitza (32€/2kişi) denedik; manzara nefisti ama pişmesinden pek memnun kalmadık.




















20250810-13: Midilli (Mytilene) ) Kara Gezisi – 22mil


      Rüzgarların dineceği yok; Pazar günü bir aralık bulduk, Kuzeyden Doğuya, 22 millik Petra => Mitilini seferini yaptık. Baştan hava iyiydi, Tokmak Adalarında yüzme molası verelim derken hava bir patladı ve Ayvalık tarafından kopup gelen ve bordamıza vuran dev dalgalarla sallan yuvarlan Mitilini'ye ulaştık. Devasa limanı var, dış limana Ayvalık'tan ve diğer adalardan gelen dev feribotlar yanaşıyor; kapıda vize verilen bir ada olduğu için feribotların biri geliyor diğeri gidiyor. Liman içinde askeri gemiler de var; iç liman poyraza son derece korunaklı; Türk Kaptanların yardımı ile bir yer bulup, kıçtankara bağlandık.

      Bağlandıktan sonra Mitilini içindeki özellikle Osmanlı Eserlerini gezdik; Yeni Cami harabelik, Osmanlı hamamı müzeye çevrilmiş 5€'a girilebiliyor; Valide Camisi ise tadilattaydı. İmarethane uzaktaydı gidemedik ama zaten sadece taşları kalmış. Kale ise müthişti. Rumlar Oktodoks malum; dinlerine son derece düşkünler; adım başı devasa kiliseler, hemen yakınına dahi şapeller yapıyorlar. Yol boylarında bile Şapeller ve minik ibadethaneler yapmışlar. Beşyüz sene Osmanlı hakimiyetinde imiş buralar; Osmanlı hüküm sürdüğü topraklarda o kadar hoşgörülü imiş ki bu Kiliselerin bir çoğu Osmanlı döneminde Rumlar tarafından yapılmış. Bir kaynağa göre bu adanın yüzde sekseni o zamanda rum imiş zaten. Ve Rumlar adanın da zenginleri olunca böyle ibadethaneler yapabilmişler. Adanın genelinde alabildiğine asırlık zeytinlikler dikkat çekiyor.

      Ertesi sabah erkenden Kiralık Araç baktık ama turist yoğunluğundan araçlar karaborsa; neyse fahiş fiyatta olsa bir günlük Suzuki Alto kiralayabildik; 70€/gün. Maksadımız tarihi yerlerle birlikte kara ve sahil keşfi yapmak; hızlı bir tur ve 20€'luk benzinle ile bu mümkün de oldu.

      Kuzey sahilinden hareketle Limanları keşfederek Mantamados'a çıktık; kasede yoğurtunu (1,5€) ve Sütlaç'ını (1,7€) yedik, Kulesini ve alabildiğine ilgi gören İkon Kilisesini gezdik. İbadethanelerin belli kuralları var elbette; başımdaki şapka için bir ikaz alınca hemen çıkarttım.

      Sonra Kalloni körfezi dibindeki Kalloni köyüne gittik. Burası aynen Gelibolu gibi Sardalyesi ile meşhur; hatta festivalini de yapıyorlarmış. Körfezde kum bankları hareketli imiş, tekne ile bu körfeze girmekten vazgeçtim. Zaten suyu da oldukça bulanıktı. Izgara Sardalye ve tabii Grek Salata 26€/2kişi; çok beğendik.

      Oradan Olympos dağının eteklerinde Agiasos köyüne geçtik; taş evler görülmeye değer. Yine bir kilisesi var, çok ilgi görüyor. Alabildiğine hediyelik satıcısı var. Yürüyüş grupları buradan Olympos dağına yürüyorlarmış; birçok trekking güzergahı var.

Sonraki hedefimiz güney sahilindeki Plomari, ancak yolun bir bölümü stabilize imiş; ormanların arasından virajlarla ve hoplaya zıplaya indik. Plomarinin de güzel bir limanı var ve denizi sakin. Burada dünyaca ünlü Uzo Fabrikası ve müzesi varmış: ancak bizim işimiz olmaz.

İkinci büyük körfez Gera Körfezi, batı yakası poyrazdan alabildiğine etkileniyor, kıyılarını dalga dövüyordu, gelinmez; ancak karşı kıyılar süt liman, dibe kadar gitmiş yelkenli tekneler vardı; kısmet olursa biz de gideceğiz; İnşaallah. Akşam saatinde Loutraki Köyüne uğradık; güzel bir limanı var; yelkenliler buraya epey ilgi göstermişler, hem rıhtım hem alarga yelkenli tekne doluydu. Oraya da gideceğiz İnşaallah.


































20250813-15 MİDİLLİ ADASI Charamida Koyu – 10mil

Midilli kara gezisi sonrası artık denizlerde olmalıyız; adanın güneyinden batısına doğru harekete geçtik; her beğendiğimiz koyda iki-üç gece kalıyoruz.

İlk koyumuz Gera körfezinin Güneydoğusunda, AB'nin Temiz Su olarak ilan ettiği Charamida Plajı önü; su turkuvaz rengi ve pırıl pırıl. Çapari de oluyor. İlk gece rüzgar ve dalga ters taraflardan gelince kıç demiri ile yönlendirme yapmak durumunda kaldım; tekne baş-kıç hareketleri ile salınmaya başlayınca keyif artıyor.

Son gün Plajdan bot ve damacanalarla su ikmalimizi de yaptık ve Gera Körfezine girmek üzere ayrıldık. 











20250815-18 MİDİLLİ ADASI Lautraki – 4mil

Sonra Gera Körfezine girip sancaktaki derin girintide yer alan Lautraki koyuna alargaya demir attık. İskelesinde, kıçtankara bağlı yedi, alargada sekiz tekne var; neredeyse yarısı Türk idi. Ne var ki kıçlarında Türk bandırası değil Polonya bayrağı asılı bir çoğunun; vergisel konulardan dolayı.

Hemen karşımızda Köyün Balıkçı Barınağı var; AB buraya da el atmış, mükellef barınak yapmış balıkçılara. Köy 2km yukarıda, arazi alabildiğine zeytin bahçeleri; aralarından yürüyerek köy gezisi yapıyoruz. Yol boyu yabani incirler harika. Fırının köy ekmeği muhteşem; 2€. Her yerleşimde olduğu gibi buranın da en tarihi ve güzel yapısı kilisesi; bu Rumlar çok dindar insanlar. Köyde üç dört adet eski zeytin fabrikası bacası dikkat çekiyor. Artık yeni sistem zeytin sıkma makinalarında bu bacalara ihtiyaç yok, ikiyüz metrekareye kurulan tesis günde tonlarca zeytinin el değmeden yağını çıkartabiliyor. Algıda seçicilik işte; biz de zeytinci olunca zeytinlikler dikkat çekiyor. Ama öyle böyle değil, dağ taş zeytin ağacı; hemi de birkaç asırlık hepsi. Buralarda Osmanlı zamanında da zeytincilik revaçtaymış demek ki.

Limanda bir eski yağ fabrikası var; torunu yüz yıl sonra gelip burayı havuzlu bir butik otele dönüştürmüş; tuğla yapı zaten, harika olmuş. İki gece düğün vardı, biri Türklere ait düğündü; Türkçe müzikler, konuşmalar filan; kim gelir burada düğün yapar, davetliler buraya nasıl gelir, ilginç bir organizasyon.

İkinci gün botla Lautraki karşısındaki yerleşim Perama köyüne geçtik; orada da eski deri fabrikası ve yel değirmeni dikkat çekiyor. Ertesi sabah Liman çeşmesinden kullanma suyu ikmalimizi tamamlayıp, yola çıktık. Ancak su damacanalarını taşırken  ve terli iken giren yel bende sırt ağrısı başlattı; birkaç gün de sürdü. Neyse ki yüzmeye engel olmuyor; hatta belki de yüzme iyi geliyor.





















































20250818-19 MİDİLLİ ADASI Gera Kaplıcası – 5mil

Lautraki’den çıkıp, Gera Körfezinin doğu yakasını tarassut ede ede, daha önce kara gezisinde keşfettiğimiz kuzeydeki Kaplıca Otelin önüne demir attık; bizden başka iki tekne daha var, birisi Türk. Kaplıcaya gelenlerin bir kısmı sıcak havuzlara bir kısmı da denize giriyor. Gera Körfezinin suyu yemyeşil, ama temiz; burada denize girdim, kulaç atarken elimden ötesi bulanık, görünmüyor.

Akşam üzeri botla karşıdaki Restaurantın önüne çıktık; oradan Midilli'nin meşhur Mega Marketi Jumbo'ya yürüdük; iyi bir akşam yürümesi oldu. Ertesi sabah da yine karşımızdaki Cash&Carry Marketten Karpuz, Dondurma, Meşrubat, Yumurta gibi temel gıdaların ikmalini yapıp, batı yakasından yola revan olduk. Hava sakin; etrafı seyrederek Körfezden çıktık. 



























20250819-21 MİDİLLİ ADASI Tsilia Koyu – 11,5mil

Benim hedefim Gera Körfezinin çıkışında, batıda yer alan Fteli koyu idi ama Hanıma beğendiremedik. Körfezin çıkışına devasa bir mega yat gelmiş, demir atmıştı. Devam ettik ancak burnu dönünce lodos başgösterdi; neyse ki yakında Tsilia koyu var; hemen oraya dümen kırdık; sessiz sakin; yine AB'nin kontrolünde güzel bir koy. Koyda üç tekneyiz, ikisi Türk. Deniz balık kaynıyor; Melanurlar, Sargozlar, Kupesler. FloraKarbon misina almıştım, hemen ondan bir takım düzdüm; kancalara ekmek bağlayıp atıyorum; gece üçe kadar iki tava balık tutmuşum; burası iyi geldi. 




































20250821-23 MİDİLLİ ADASI Tarti Koyu – 2mil

Bıkarsanız gidecek çok koy var; bir sonrasında dünyaca ünlü Tarti koyu var; oraya geçtik; ilk akşam iki Türk teknesi idik, ertesi gün dört teknenin dördü de Türk teknesi oldu. Türkiye maalesef DAU uygulaması ile hem ecnebi yatçıları hem de vatandaşlarını kaçırıyor. Demir attığımız noktanın hemen arkasında bir kaya var, sahilden gelip üzerine çıkıyorlar; etrafı pırıl pırıl su. Hemen her gittiğimiz koyda etrafını dip kıyı palet-şnorkel yüzüp, hem dip yapısını kontrol hem de güzelliklerini seyrediyorum.   Üç adet yanyana koy var; burası da AB kontrolünde bir plaj; duş, wc, kabin, cankurtaran, sağlık kabini standart uygulamalar; deniz de temiz olunca alabildiğine turist çekiyor.

Bu koy bize kalabalık geldi; hava da sürekli dönünce, zeytin kaplı arazisinde kara gezimizi de yaparak ayrıldık. Zaten planlı gezimizin de son haftasına girdik; maalesef

 























20250823-26 MİDİLLİ – Plomari – 7mil

Midilli deniz seferi planı yapılacak ise Güney sahilleri yetermiş aslında; Molivos, Petra, Sıgri, Plomari, Lautraki ve koyları harikaydı. Plomari güneyin en hareketli turizm merkezi imiş ama bizim bulunduğumuz tarihler sezon ortası olmasına rağmen oldukça sakindi. Keza bu sakinlik Sıgri için de geçerli; sanki bu sene bu bölgelere ilgi azalmış gibi.

Plomari'de Kuzey Ege Regattası sebebiyle yetmiş yarış yelkenlisi gelecek diye Liman boşaltılmıştı; biz zaten alargacıyız, mendireğin hemen arkasına 4 metre pırıl pırıl sulara demirimizi attık; tornistanla tuttuğunu teyit ettik; artık şehir gezisi yapabiliriz.

Plomari'nin arnavut kaldırımları, dar ve yokuş sokaklarını arşınladık, yürümediğimiz yer, görmediğimiz dini mekan ve müze kalmadı.

Akşamında da hemen önümüzdeki Balıkçı Barınağında Kuzey Balıkçıları Festivali varmış; binlerce kişiye Sardalye ve Ahtapot ızgara, Sardalye Konservesi dağıttılar. Yerel oyunlar, şarkılar, sirtaki gırla; saat 03:00'a kadar sürdü. Sonraki gün limanda Barbayani Uzo markası sponsorluğunda gelen Yelkenciler için de bir seremoni ve konser olacaktı ama biz artık ayrıldık.

Alarga komşumuz, solo seyir yapan Zeytin yelkenlisinin Reisi Sedat Bey ile tanıştık; bahçesinden ikramı zeytinler ve Angelino erik harikaydı. Sedat Reis buradan Sakız Adasına geçti. Biz de önümüzdeki yıl kısmet ise Sakız adasını etraflıca gezmek istiyoruz. 














































20250826-27 MİDİLLİ - Kalloni Apothikes – 19mil

        Kalloni körfezi Sardalyesi ile meşhur, karadan gitmiş ve sardalyesini tatmıştık ama körfeze de girmek istedik ancak hava çok yüksekti; kanaldan geçip hemen batı yakasında yer alan meşhur Apothikes köyü önlerine demirledik. Bizden başka bir tekne daha var; rüzgardan direklerimiz uğulduyor; botu indirip karaya çıkmak içimizden gelmedi. Nasılsa daha önceki koylarda tutuğumuz Melanur ve Kupes cinsi Balıklardan bir porsiyon daha var:) 




20250827-30 MİDİLLİ - Sıgri – 18mil

Niyetimiz yol üzerindeki turistik Erassou'ya da uğramaktı ama hava oldukça yüksek, rüzgara karşı sallan yuvarlar Sıgri'ye ulaştık; Osmanlı Kalesinin arkasına demirimizi attık; üç teknenin ikisi yine Türk:) Hava sağanaklarda 40kt.lara kadar çıkıyor, biz 60 mt zincir atarken yandaki Hollandalı 25-30 mt ile duruyor. Bir şey biliyordur herhalde dedik ama hakikaten hiç taramadı teknesi. Sonra dalıp çıpa kontrolü yaptığımda çok ağır bir saban tipi çapa kullandığını gördüm.

Sıgri Osmanlı Kale arkasında demirdeyiz; karşımızdaki evlerin çoğu kiralık pansiyon; ancak bir çoğunun kepenkleri kapalı ve ışıkları yanmıyor. Zaten uzaktan plajları da oldukça sakin gözüküyor. Botla hemen karşımızdaki kalenin önündeki iskeleye çıkıp, şehri gezmeye gidiyoruz. Sıgri’de de uzun uzun kara yürüyüşleri yaptık; güneyinde, kuzeyinde yürümediğimiz yer kalmadı.

Sıgri, AB fonlarından alabildiğine istifade etmiş; 14 milyon Eur bütçeli devasa bir liman yapılmış; hele AB fonları ile oluşturulmuş Fosil Orman müzesi harikaydı. 3,5 milyar yıllık oluşumlardan bahsediliyor; insanın aklı duruyor. Sıgri arazisinde hatta karşıki Megalonisi adasında deniz altında taşlaşmış ağaç kalıntıları; taşların içinde muhafaza olmuş fosiller görülmeye değer. Altı cam tekneler Megalonisi adasına turist taşıyor.

Köyün içinde Osmanlı Kalesi onarımda, gezilemiyor; Osmanlı çeşmeleri, Hamamı hala ayakta. Bir yerel müze var, içindeki objelerin çoğu benim Ninemin, Dedemin kullandığıkları ile aynı. Yaba, Düven, Çıkrık, çapalar vs sanki hepsi benim köyümden toplanıp buraya getirilmiş gibiydi.  Çok değil, yüzonüç yıl önce buradaydık; eşyaların, araç gereçlerin benzer olmasına çok da şaşmamak lazım.

Bulunduğumuz koy mavi bayraklı, AB takibinde olan bir koy; her taraf balık kaynıyor. Bir ara tüfekle daldım; kalenin arkasındaki kayaların arasında birkaç kefal kısmetimize düştü.

Hava Cuma gecesi düşüyor; biz de C.tesi günü gümrük çıkış işlemleri için Petra'ya dönüş planlıyoruz.








































































20250830-31 MİDİLLİ - Petra - 20mil

Petra Gümrüğü ile 15:00 için randevulaşıp, gümrük çıkışımızı kolaylıkla yaptık, eski TL'u iade alıyor, fotokopisini veriyorlar. Ertesi sabah ayrılana kadar limanda gümrüklü sahadayız. Son defa mendireğin dışında berrak sularda yüzdüm. Önümüzde bir Yunan hücümbotu bağlı, 21:00 gibi ayrıldı da jeneratör gürültüsünden kurtulduk.

Marş motoru ilk çalıştırmada vııjt diye ses çıkartıyor, çalışmıyordu; sonra marş motoru selenoidine birkaç tıklatma ile çalışıyordu. Bunu Zülfikar Usta Kaptana sordum; tam isabet bir kerede sorunu tespit etti; arkasındaki marş anahtarına giden kablo gevşemiş meğer. Ama Devir Göstergem hala bir çalışıyor bir çalışmıyor; şarj dinomo arkasındaki bağlantılarını kontrol ettim ama demek sorun kendisinde, tamiri de mümkün olmuyor, değişmesi gerekecek sanıyorum.

















































20250831 ÇANAKKALE – 57mil

Petra’dan Sabah namazını müteakip yola çıktık; hava Babakale'ye kadar doğulu esti; sonra Babakale - Gülpınar arası sıfırlandı; ardından keşişlemeye döndü. Bir müddet sonra da beklendiği gibi Lodos esmeye başladı; Çanakkale'ye kadar daha önce bayır yukarı hiç yapmadığımız hızlarla seyir yaptık. Karanlık limanın önünde lodos 26kt eserken teknemiz de 8kt'ları gördü.

Niyetimiz gece Çanakkale Marina önünde alarga kalmaktı ama baktık lodos rahatsız edecek içeri girdik. Buranın gecesi 1750₺; iki saat gümrük işi 1500₺; ilginç hesaplama.

Akşamında yeğenim Oğuz ile güzel bir havuzluk sohbeti ettik. Ertesi sabah Polis, Gümrük ve Liman süreçleri yine bildiğiniz gibi yavaş ve bol fotokopili; her biri çıkarken aldıkları fotokopileri tekrar tekrar istiyor :)

Y1 Seyir İzin Belgesi (SİB) Gümrük Giriş Prosedürü:


1.  https://e-denizcilik.uab.gov.tr/login ortamına donatanın e-devlet şifresi ile girilir; SİB/Vatandaş menüsü seçilir.

2. Yatlarım üzerinden BELGE OLUŞTUR yapılır. (Ülkeye girişte bu menü üzerinden Yeni Belge oluşturulması gerekir!)

3. ÖDEME BİLGİLERİ segmesinde C Kodu üretilir.

4. HalkBank Mobil İç Sular Ödemeleri menüsünde Donatan TC'ine göre bu C kodlarına ait iki ödeme yapılır. (750₺ + 863,57₺)

5. Ödemeler anında Sisteme yansımıyor; bunun için  SİB Ücret  Bilgileri Segmesinde ÖDEMEYİ BEYAN ET butonuna basılması gerekiyor!

6. Ardından Liman Polisi => Gümrük => Liman Başkanlığı sırası ile Gümrük Giriş işlemleri tamamlanmış olur.




20250901 GELİBOLU – 21mil

İşlerimiz bitti; Çanakkale Marinanın bir gecelik ücretini (1750₺) ödeyip, DAU Atık Belgemi (355₺) aldım ve 12:00 gibi de yola çıktık. 15:45 gibi Burhanlı Köyü önlerinde, Drak burnunda bizi bekleyen Babamı selamlayıp, sonra Çanakkale Köprüsü altında da TCG Anadolu ile karşılaşıp, 17:30 gibi de Gelibolu Balıkçı Barınağındaki yerimize bağlandık.  Hanım, bağlanır bağlanmaz eve geçti; ben ise tekneyi neta ettikten sonra, baktım hala eve gidesim yok; kendi kendime içimden “Sen bu işi ciddi ciddi seviyorsun be Hulusi!” diye geçirip, geç vakitlerde, ancak yatmak üzere eve yöneldim.

Sağlıkla daha nice deniz seferlerine İnşaallah.













































































SON SÖZ :

Geçen sene olduğu gibi bu seneki seyir hazırlık sürecinde NAVİLY ve NOFOREİGNLAND Yatçı mobil uygulamalarından çok istifade ettik. Bu iki uygulamadaki Yatçıların yorumları çok bilgilendirici oluyor. Teknemizdeki ChartPloter’da Navionics haritası yüklü; telefonumuzda da ücretsiz C-MAP harita uygulamasını kullanıyoruz.

Hava durumu için de olmaz ise olmazımız Windy; ama kötümser sonuç veren WindGru uygulamasına da bakmadan edemiyoruz.

Geçen yıl Halkidiki Yarımadaları ve Kuzey Sporadlar gezimizden sonra bu seneki Midilli seyahatimiz de muhteşem oldu; harika anılar biriktirdik; yapılacaklar listemizde bir adaya daha tik attık.

Midilli, Yunanistan’a uzak, Türkiye’ye yakın bir ada; dolayısıyla yabancı yatçı sayısı pek fazla değil; sakinlik isteyen Türk yatçılar tarafından hala cazibesini koruyor. Özellikle Çanakkale tarafından adayı gezmek isteyenler için Petra’da gümrük olması çok avantajlı; gitmeden telefonla rezervasyon yapılırsa Türkiye’ye yakın bir noktadan kolaylıkla giriş/çıkış işlemlerini yapabiliyorsunuz.

              Midilli seyahatimizde toplam 280 mil civarı yol yapmışız; saatte 2-2,5 lt., toplamda 105lt mazot harcamışız. Geçmiş yıllarda Çanakkale Boğaz tırmanışında kuvvetli akıntıya ve karşı rüzgara rastladığımız yerlerde süratimiz 1kt'lara kadar düşerken, bu sene şansımıza dönüşte lodos denk geldi ve boğazda 8 kt.larda tırmandığımız noktalar oldu.

Bakımlarını kendimin yaptığı Dua-1’de baş edemeyeceğim bir arıza olmadı çok şükür; Dua-1 bizi güvenle gezdirdi. Hele ki geçen yıl epey sıkıntı çıkartan eski botumun yerine aldığım yeni bot, bu sene sıfır sorun ile bize hizmet verdi.

Her gün sabah/akşam yüzmek bana çok iyi geldi; döndüğümde 82 kiloya düşmüştüm. Bir duayen Denizcinin dediği gibi, “tekne önleyici sağlık hizmetidir” hakikaten; o kadar külfetinin yanında getirileri kat be kat çok daha fazla.

Şimdi müteakip sezon gitmeyi planladığımız sıradaki ada Sakız’ın hayalleri ile meşgulüz. Allah izin verirse, sağlığımız müsaade ederse tabii.

Selam ve dua ile.