ÖNSÖZ :
Suları turkuaz
Adalar Denizi Egemizin mevcut adalarından her yıl birini etraflıca, hazmede
hazmede, hiç acele etmeden gezmek gibi bir mottomuz var; bu seneki planımız ise
Midilli adası idi; şükürler olsun ki maksat hasıl oldu; hem de mükemmel bir
şekilde.
O coğrafyanın
haritasına tepeden bakıldığında fark edileceği gibi Midilli Adası milyonlarca,
belki de milyar yıl önce Edremit Körfezinden kopup ayrıldığı aşikâr. Ada, adeta
bir çınar yaprağına benziyor; güneyinde iki derin girintisi mevcut; Gera ve
Kalloni Körfezleri. Ayvalık körfezinden biliyoruz, bu gibi yerlerde su sirkülasyonu
olmadığından suyun rengi yeşile dönük oluyor ve yüzmeye de elverişli olmuyor;
ama merak işte, o körfezlere de girmek istiyoruz.
Tarihine
baktığımızda Midilli Adası daha dün Osmanlı toprakları idi; 113 yıl önce bizim
atalarımız bu coğrafyayı yönetiyordu. Gezdiğimizde müşahede ettik ki,
atalarımız buraları öyle hoşgörü ile yönetmiş ki bir an duygularımıza kapılıp,
keşke bu kadar da hoşgörülü olmasalar mıydı acaba dedik. Şöyle ki; fetihten
sonra yerli halkın din ve diline hiç karışılmamış. Nereyi gezsek, hatta küçük
yerleşimlerinde bile katedral gibi haşmetli kiliseler yapılmıştı. Nerede bir hâkim
tepe görseler, gidip üzerine bir şapel yapmışlar. Yolların üzerinde bile küçük
küçük sık aralıklarla ibadet mahalleri yapmışlar. Sanki hiç başka milletin
hakimiyetinde değillermiş gibi ticaretlerine devam edip, zenginleşmişler; kendi
din ve dillerini muhafaza etmişler; Osmanlı neredeyse onlara hiç karışmamış. Osmanlı ayrıldığında da hiçbir şey olmamış
gibi hayatlarına devam edebilmişler. Öte yandan Afrika’da ve Okyanus adalarına baktığımızda,
emperyal devletler fethettikleri ülkeleri/adaları hem sömürmüş hem de din ve
dillerine alabildiğine müdahale etmişler; yerli halk Hristiyanlaşıp, Fransızca,
İspanyolca, İngilizce konuşur hale getirmişler. Müslüman Osmanlının farkı işte.
Adanın içinde de
otomobil kiralayıp gezdik; dağ taş zeytinlik; her köyde birkaç tane zeytin
sıkma yağhanesi mevcut; yağhanelerin yüksek bacaları dikkat çekiyor. Gerçi şimdilerde
artık bu eski Fabrikalar kullanılmıyor; yerine kontinyu zeytin sıkma makinaları
gelmiş. Eski fabrikaların bir kısmı da otele dönüşmüş. Bir zeytinci olarak
algıda seçicilik işte, genel olarak zeytin ağaçlarında bu sene meyve olmadığı
dikkatimizi çekti; bu sene “yok yılı” demek ki?
Sıgri’de meşhur bir Fosil Orman Müzesi var; gezerken dikkatimizi celp etti, fosilleşen ağaçların tarihinden bahsederken 3 milyar yıldan bahsediliyor. Üç milyar yıl ne demek; 113 yıl öncesi ile mukayese edildiğinde okyanusta bir damla misali, bizim atalarımız daha dün buralardaymış; bu halet-i ruhiye ile adayı gezdik, dolaştık; cami, han, hamam, çeşme kalıntılarında, atalarımızın izlerini aradık.
SEFER HAZIRLIĞI :
Teknemiz 2022’den bu yana Gelibolu limanında; ancak ilk iki kış sezonu boyunca adeta diken üzerinde bulunduk; ne zaman lodos fırtınası esse Liman nöbetimiz başlıyor; tansiyonumuz fırlıyordu. Gelibolu Balıkçı Barınağı lodos rüzgarlarına karşı son derece korunaksız; dar kanaldan giren dalgalar karşı rıhtıma vurup, ortalığı çamaşır makinasına dönüştürüyor; tekneler rıhtım seviyesine kadar yükseliyor; hasar alanlar, hatta batanlar oluyordu. Nitekim 2024 Ekiminde uzun süreli çare arayışlarım netice verdi; Gelibolu Sanayisinde işin ehli Abdullah Ustaya bir römork yaptırıp, tekneyi üzerine aldım ve bütün lodos endişelerinden kurtulmuş oldum.
Kara park esnasında, bir müddettir tıkırtı sesi çıkartarak arıza veren şaft braketinin burcunu da Ermaksan ürünü ile değiştirme imkanı buldum. Bu vesile ile motor line ayarı da hassas şekilde yapılmış oldu. Teknenin sadece yaz dönemi denizde kalmasını planladığımdan, tek kat zehirli yetti, arttı bile. Sonraki iki sezon için zehirli stokumuz hazır bekliyor. 2025 Mayıs’ında, kısa sürede kara bakımlarını bitirip denize attım.
Bir önceki sezon dingimiz (bot) artık 12 yıllık hizmeti sonrası epey problem çıkartmaya başlamıştı; ben de kışın kampanyalardan istifade ederek BlueTrend Marin’den 27bin₺’e SeaStorm 2,30 bot tedarik ettim. İyi ki de almışım, bu sene hiç dingi sorunum olmadı.
Sonra, uzun
zamandır takip ettiğim LiFoPo4 teknolojisinden de istifade ettim; sezon başında
Asitli 2adet 12V-74Ah Klasik Servis Aküsünü,
1ad 12V-220Ah LifoPo4 Akü ile değiştirdim. Emekli Teknik Öğretmen,
Yelkenci Hasan Topal Abimizin mihmandarlığında sistemi emniyetli bir şekilde
kurdum. Alternatörden şarj için de Dc2Dc cihazı kullanıldı. Motor Şarj dinamosu
Motor Aküsünü besliyor; Dc2Dc’de ihtiyaca binaen Motor Aküsünden LiFoPo4 Servis
Aküsünü besliyor. Veya Motor Aküsü
belli voltajın altına düştüğünde Servis Aküsünün voltajı da yeterliyse, bu defa
tam tersi Motor Aküsü besleniyor.
Mevcut on beş
yıllık 3*50W Güneş Panellerim şimdilik LiFoPo4 Aküden günlük harcamamı
tamamlıyor; ileride panel güç artırımı da yaparsam aliyyülâlâ olacak; tekneye belki
ilave cihazlar da, örneğin su yapıcı da takabileceğim. Su yapıcı beni kullanma
suyu taşımaktan ve su tasarrufu cenderesinden kurtarmış olacak.
Bütün bu çalışmaların yanında kendi işimi kendim yapmanın huzuru da yanıma kâr kaldı.
20250731: Perşembe: Gelibolu
– Çanakkale (21mil) Gümrük Çıkış – Babakale (50mil)
Ve yeni bir sefer
niyeti ile çıktık yola.
İlk hedef gümrük
çıkış işlemleri için Çanakkale Marina. Gelibolu’da hazırlıklarımız uzadı, ancak
11:00’de yola çıkabildik; 21mil sonra, saat 14:20 gibi Çanakkale’ye bağlandık.
Aşağı seyir kolay oluyor, üçbuçuk saatte seyrimiz tamamlandı.
Gümrük çıkış işlemlerini
kendisi yapmak isteyenler için yeni prosedürü aşağıya yazıyorum; ola ki
istifade eden olacaktır. Bu yorucu işlemlerle uğraşmak istemeyenler Acentelere
50-100€ civarı hizmet bedeli ödemektedir.
1. Tekne Sahibi
(Donatan) e-devlet şifresi ile https://e-denizcilik.uab.gov.tr/login elektronik ortamda Seyir İzin
Belgesi/Transitlog (SİB) doldurup, teknenin PDF belgelerini (Bağlama Ruhsatı,
ADB , Pasaportlar, Yetki Yazısı, Sigorta) ekleyip Onaya sunduktan ve tekne
Gümrüklü Limana bağlanmasından sonra Çıkış İşlemleri için bizzat Liman
Başkanlığına müracaat edilir.
2. Liman Başkanlığı
elektronik SİB ortamında gördüğü evrakın fotokopilerini de ayrıca aldıktan
sonra elektronik ortamda Çıkışı onaylamaktadır. (SİB Eki olarak elektronik
ortamda zaten yüklü olan evrakın tekrar fiziki fotokopi olarak istenmesini
israf ve külfet bulsak; eleştirsek de bilinç sağlanana kadar İdarenin bu
talebine uyuyoruz!?)
3. Yurtdışı Çıkış Pulu
(2025 yılı için 720₺), HalkBank mobil uygulamasından kolaylıkla ödenebiliyor.
4. İkinci adımda Liman
Polisi tüm mürettebatı görüp, Vize, Çıkış Pulu ve Pasaport kontrolü yapıp,
Pasaportlara çıkış damgası vurmakta ve elektronik ortamda onaylamaktadır.
5. Pasaport
kontrolünden sonra Gümrüklü Liman dışına çıkılamadığından telefonla davet
edilen Gümrük Memuru beklenmektedir. Gümrük Memuru da ayrıca elektronik ortamda
pdf kopyaları bulunan evrakın fotokopilerini talep ettiğinden, tedarikli olunması
tavsiye edilir.
6. Gümrük Memurunun
elektronik onayı sonrası SİB çıktısı alınıp Gümrük Memuru üzerine bir de mühür
vurmakta ve imzalamaktadır.
İşlemler biter
bitmez Marina’dan Atık Belgesi de (DAU-355₺)
alıp, iki saatlik bağlama ücretini de (1500₺) ödeyerek ayrıldık. Önce hedefimiz
Anıt Limanı idi; baktık ki hava güzel, Midilli’ye biraz daha yakın olabilmek
için Bozcaada Güvercinlik koyunu hedefledik. Akşam ezanında Bozcaada burnunu
dönerken hava birden patladı; zifiri karanlıkta Güvercinlik koyuna bir iki
denemeden sonra yanaşamadık maalesef. Sonra Bozcaada limana yöneldik ama kafadan
gelen 40kt poyrazla dönmekte mümkün değil; ani kararla dört-beş saatlik
mesafedeki Babakale’ye pruvamızı çevirdik. Artık yüksek rüzgar ve dalgalar kıçtan
geliyor; bu acayip sallan yuvarlan ortamında otopilot da çalışmıyor; ayakta ve
karanlıkta dümen tutmak epey yorucu oldu; ertesi birkaç gün bacaklarım ağrıdı
durdu. Böyle dümen başı hareketsiz
durumlar için varis çorabı giymeyi ihmal etmemem lazım. Neyse ki GPS ve chartploter
var; yardımı ile Babakale’ye 02:30 gibi ulaştık çok şükür. Limanda her rıhtımda
üst üste Balıkçı Gırgırları bağlı; kimseyi uyandırmak istemedik, ortaya demir
atıp, cunda ışığı ile beraber başa ve kıça da ışık koyup, yattık.
20250801:
Babakale => Midilli/Petra -10mil
Babakale Limanında 08:00
gibi baktık Sahil Güvenlik bize sesleniyor, durumu izah ettik, neyse idare
ettiler; zaten limana giren çıkan da yok. Bu yıl Yunanistan da elektronik
Transitlog sistemine geçti; Bilgisayardan Gümrük Giriş kayıtlarımı oluşturdum
ve 11:00 gibi Limandan hareket ettik. İki buçuk saatlik keyifli bir apaz seyri
ile Petra’ya vardık.
"Az yol, çok
deniz" düsturu ile çıktık yola; Petra'da Gümrük Girişi için verdik molaJ Midilli'nin tüm koylarını hazmede hazmede
tarassut edeceğiz İnşaallah.
Geçen yıl
kullandığım Cosmote Sim Kartı telefonumda ikinci sim olarak takılı. WhatsUp
(WhatsApp değil!) uygulamaları üzerinden mevcut sim kartıma 13,5€’luk kredi
yükledim; bir ay sınırsız internet hizmetim ve yanında ekstra dk. konuşma hediyesi başladı. Yolda Cosmote hat aktif
olunca Petra Gümrüğü (+30 225
102 3196 ) arayıp 14:00
için randevulaştık. Tam vaktinde buluştuk; gümrüklü iskeleye bağlandık.
Elektronik işlemler hazır olunca kolaylıkla girişimizi yaptık.
Gümrük işlemleri
için Petra’da Acente kullanmaya gerek yok; bilgisayarınızdan aşağıda
açıkladığım elektronik hazırlıkları yaparsanız kolaylıkla giriş işlemlerinizi
bitirebilirsiniz.
1. Geçen yıl
kullandığınız Cosmote sim kartını WhatsUp uygulaması üzerinden aktif
ettik. (Bir ay limitsiz internet 13,5€ + Ekstra konuşma dakika veriyor)
2. Tepai ödemesini
(33€) yaptık. https://www1.aade.gr/aadeapps2/etepai/ linki
üzerinden bilgiler dolduruldu. https://gsis.gr/en/citizens-businesses/payments-proceeds/e-paravolo linkinden
de RF kodu girilerek ödeme yapılıyor. (Türkiye’den ödeme yapılıyorsa
VPN açmak gerekiyor!)
3. E-Transitlog
için, https://www.aade.gr/sites/default/files/2024-07/Instructions%20_TransitLog-app.pdf açıklamaları
doğrultusunda; https://www.aade.gr/en/transit-log adresinden
bilgilerinizi dolduruyorsunuz.
4. Transitlog
hesabı oluştururken MailAdresi, Şifre ve DocumantationNumber alanına Pasaport
numaranızı girmeniz gerekmektedir. Kalış süreniz 1 ayı geçmeyecekse 1 aylık
seçip çıkış zamanını 1 ay sonra seçmelisiniz. 1 ayı geçen kalış olacaksa 18
aylık seçip çıkış tarihi olarak 18 ay sonra hangi güne denk geliyorsa o tarihi
seçmelisiniz. Ayrıca, Petra tali bir Gümrük olup; Midilli Gümrük’ün kodunu (GR003502) seçmelisiniz.
5.
Bir de Motor No alanına Motor Seri
Numaranızı değil; teknenizdeki motor sayısını (1) girmeniz gerekiyor.
6.
Bu işlemde kritik olan e-TL son
kısımda evrak yükleme var; oraya, e-transitlog
eklerini önceden PDF olarak hazırlayarak yüklüyorsunuz.
* İngilizce Sigorta (ilk 3sy yeterli)
* Tekne Bağlama Kütüğü (arkalı önlü)
* Kaptan pasaportu (Tüm damgalı sayfalar taralı olacak)
* Yolcu pasaportları (ilk sayfaları yeterli)
* Tepai (Ödemesi
yapılmış ve PAID yazan PDF)
* Crew List (Damgalı
son hali)
* Extended TL
(Elle doldurulacak)
7. Limana
vardığınızda Port Police size ayrıca
Extended TL
veriyor onu dolduruyorsunuz. Hazır değilse Crew List’inizi
elle dolduruyorsunuz. PortPolice, CrewList’e damga vuruyor.
Port police 15€ harç ödemesini, Gümrüğe 30€
TL ödemenizi yapıyorsunuz. Pasaport polisi vizenizi kontrol edip,
Pasaportlarınızı onaylıyor.
Petra iskelesine
bağlanırken bize JalemTur’un mürettebatı yardım etti. Ayvalık-Petra arası
feribot seferinin son seferi imiş, Ağustos’ta çalışmadılar; talep oluşmadı
demek ki. Ama Petra’da çok miktarda Türk turiste rastladık; iki adımda bir
Türkçe konuşan birileri ile rastlaştık.
Biz iskeleye bağlı
kalsa idik 7,5€/gün gibi bir ücreti varmış ama biz ihtiyaç duymadık, hemen karşısına
plaj önüne alargaya demirimizi attık. Üç gün burada bol deniz ve kara gezmesi
yaptık.
Dev bir kaya üzerinde inşa edilmiş, 114 basamakla ulaşılabilen Panagia Glikofilusa kilisesi görülmeye değer. Zaten yerleşimin adı da bu kayadan gelmekteymiş.
20250804-06: Midilli - Molivos (Mithymna) – 3mil
04 Ağustos’da Molivos’a geçtik. Limanda
yer olmasına rağmen Liman önünde bağlı bir katamaranı da referans alarak
alargayı tercih ettik; Petra’ın Kale’ye ve çarşısına giden eğimli yolu tam
karşımızda. Bu bölgede topuklar var, demir atarken rüzgar değişimini de
öngörerek dikkatli demir atmak lazım.
1912'e kadar Osmanlının hakimiyetinde kalmış bir adanın, tarihi bir kasabası Molivos. Petra'nın hemen iki mil kuzeyinde, Babakale'ye bakıyor; taş evler, arnavut kaldırımları, Osmanlı Çeşmeleri ve Hamamı ziyaret mekanları; Kale ziyarete 15:30'da kapanıyor, bilet 5€/kişi; hamam ve cami tadilatta.
20250807-09: Petra (tekrar) - 2mil
Hava bir haftadır çok yüksek ve poyraz devam ediyor; Windy rüzgar haritasına bakıyorum, Bozcaada-Babakale taraflarından gelen yüksek hava, Midillinin Sigri taraflarını etkileyip sıyırıp geçiyor; Petra ve Molivos tarafları ise süt liman. Yarından itibaren kuvvetli poyraz başlıyor; daha korunaklı olması sebebiyle biz Petra'ya geri dönüyoruz.
Petra’da yine
aynı yerimize, plajların önüne demirimizi attık. Karşımızda CoastGuard,
arkasında da Balıkçı Barınağı var. Botla gidip Barınağın çeşmelerinden kullanma
suyu ikmalimizi yapıyoruz.
Petra
kelimesi Yunanca’da taş veya kaya anlamına geliyormuş. Köyün ortasında 35 metre
yüksekliğindeki kaya üstünde, 114 basamak ile ulaşılabilen, Panagia Glikofilusa
(sevgiyle öpen Meryem Ana) Kilisesi bulunmaktadır. Bu noktadan Babakale’ye
kadar muhteşem manzaralar yer almaktadır.
İki mil
karşımızda üç adet ada var; büyüğü Tavşan Adası. Barınaktan bir-iki tekne oraya
günlük gezi yapıyor; biz de merak ediyoruz. Bir gün botla oraya biz de gittik.
Meğer büyükçe olan Adanın güney batısında bir iskele ve arkasında iğde
ağaçlarının altında oturma grupları var. Etrafta sürüsü ile tavşan mevcut.
Yazın turistler buraya yiyecek, su bırakıyor da kışın ne oluyorlar acaba? Deniz pırıl pırıl. Biz gittiğimizde de tekne
yoktu şansımıza. Adanın içinde yürüdük, tepe de yine bir şapel var; yanında da bir
gözetleme binası; Babakale’ye bakıyor.
20250810-13: Midilli (Mytilene) ) Kara Gezisi – 22mil
20250813-15 MİDİLLİ ADASI Charamida Koyu
– 10mil
Midilli kara gezisi sonrası artık
denizlerde olmalıyız; adanın güneyinden batısına doğru harekete geçtik; her
beğendiğimiz koyda iki-üç gece kalıyoruz.
İlk koyumuz Gera körfezinin Güneydoğusunda, AB'nin Temiz Su olarak ilan ettiği Charamida Plajı önü; su turkuvaz rengi ve pırıl pırıl. Çapari de oluyor. İlk gece rüzgar ve dalga ters taraflardan gelince kıç demiri ile yönlendirme yapmak durumunda kaldım; tekne baş-kıç hareketleri ile salınmaya başlayınca keyif artıyor.
Son gün Plajdan bot ve damacanalarla su ikmalimizi de yaptık ve Gera Körfezine girmek üzere ayrıldık.
20250815-18 MİDİLLİ ADASI Lautraki –
4mil
Sonra Gera Körfezine girip sancaktaki
derin girintide yer alan Lautraki koyuna alargaya demir attık. İskelesinde,
kıçtankara bağlı yedi, alargada sekiz tekne var; neredeyse yarısı Türk idi. Ne
var ki kıçlarında Türk bandırası değil Polonya bayrağı asılı bir çoğunun;
vergisel konulardan dolayı.
Hemen karşımızda Köyün Balıkçı Barınağı
var; AB buraya da el atmış, mükellef barınak yapmış balıkçılara. Köy 2km
yukarıda, arazi alabildiğine zeytin bahçeleri; aralarından yürüyerek köy gezisi
yapıyoruz. Yol boyu yabani incirler harika. Fırının köy ekmeği muhteşem; 2€.
Her yerleşimde olduğu gibi buranın da en tarihi ve güzel yapısı kilisesi; bu
Rumlar çok dindar insanlar. Köyde üç dört adet eski zeytin fabrikası bacası
dikkat çekiyor. Artık yeni sistem zeytin sıkma makinalarında bu bacalara
ihtiyaç yok, ikiyüz metrekareye kurulan tesis günde tonlarca zeytinin el
değmeden yağını çıkartabiliyor. Algıda seçicilik işte; biz de zeytinci olunca
zeytinlikler dikkat çekiyor. Ama öyle böyle değil, dağ taş zeytin ağacı; hemi
de birkaç asırlık hepsi. Buralarda Osmanlı zamanında da zeytincilik revaçtaymış
demek ki.
Limanda bir eski yağ fabrikası var; torunu
yüz yıl sonra gelip burayı havuzlu bir butik otele dönüştürmüş; tuğla yapı
zaten, harika olmuş. İki gece düğün vardı, biri Türklere ait düğündü; Türkçe
müzikler, konuşmalar filan; kim gelir burada düğün yapar, davetliler buraya
nasıl gelir, ilginç bir organizasyon.
İkinci gün botla Lautraki karşısındaki
yerleşim Perama köyüne geçtik; orada da eski deri fabrikası ve yel değirmeni
dikkat çekiyor. Ertesi sabah Liman çeşmesinden kullanma suyu ikmalimizi
tamamlayıp, yola çıktık. Ancak su damacanalarını taşırken ve terli iken giren yel bende sırt ağrısı
başlattı; birkaç gün de sürdü. Neyse ki yüzmeye engel olmuyor; hatta belki de
yüzme iyi geliyor.
20250818-19 MİDİLLİ ADASI Gera Kaplıcası
– 5mil
Lautraki’den çıkıp, Gera Körfezinin doğu
yakasını tarassut ede ede, daha önce kara gezisinde keşfettiğimiz kuzeydeki Kaplıca
Otelin önüne demir attık; bizden başka iki tekne daha var, birisi Türk.
Kaplıcaya gelenlerin bir kısmı sıcak havuzlara bir kısmı da denize giriyor.
Gera Körfezinin suyu yemyeşil, ama temiz; burada denize girdim, kulaç atarken
elimden ötesi bulanık, görünmüyor.
Akşam üzeri botla karşıdaki Restaurantın
önüne çıktık; oradan Midilli'nin meşhur Mega Marketi Jumbo'ya yürüdük; iyi bir
akşam yürümesi oldu. Ertesi sabah da yine karşımızdaki Cash&Carry Marketten
Karpuz, Dondurma, Meşrubat, Yumurta gibi temel gıdaların ikmalini yapıp, batı
yakasından yola revan olduk. Hava sakin; etrafı seyrederek Körfezden çıktık.
20250819-21 MİDİLLİ ADASI Tsilia Koyu –
11,5mil
Benim hedefim Gera Körfezinin çıkışında,
batıda yer alan Fteli koyu idi ama Hanıma beğendiremedik. Körfezin çıkışına devasa
bir mega yat gelmiş, demir atmıştı. Devam ettik ancak burnu dönünce lodos
başgösterdi; neyse ki yakında Tsilia koyu var; hemen oraya dümen kırdık; sessiz
sakin; yine AB'nin kontrolünde güzel bir koy. Koyda üç tekneyiz, ikisi Türk. Deniz
balık kaynıyor; Melanurlar, Sargozlar, Kupesler. FloraKarbon misina almıştım,
hemen ondan bir takım düzdüm; kancalara ekmek bağlayıp atıyorum; gece üçe kadar
iki tava balık tutmuşum; burası iyi geldi.
20250821-23 MİDİLLİ ADASI Tarti Koyu – 2mil
Bıkarsanız gidecek çok koy var; bir
sonrasında dünyaca ünlü Tarti koyu var; oraya geçtik; ilk akşam iki Türk
teknesi idik, ertesi gün dört teknenin dördü de Türk teknesi oldu. Türkiye
maalesef DAU uygulaması ile hem ecnebi yatçıları hem de vatandaşlarını
kaçırıyor. Demir attığımız noktanın hemen arkasında bir kaya var, sahilden
gelip üzerine çıkıyorlar; etrafı pırıl pırıl su. Hemen her gittiğimiz koyda
etrafını dip kıyı palet-şnorkel yüzüp, hem dip yapısını kontrol hem de
güzelliklerini seyrediyorum. Üç adet yanyana koy var; burası da AB
kontrolünde bir plaj; duş, wc, kabin, cankurtaran, sağlık kabini standart
uygulamalar; deniz de temiz olunca alabildiğine turist çekiyor.
Bu koy bize kalabalık geldi; hava da
sürekli dönünce, zeytin kaplı arazisinde kara gezimizi de yaparak ayrıldık.
Zaten planlı gezimizin de son haftasına girdik; maalesef
20250823-26 MİDİLLİ – Plomari – 7mil
Midilli deniz seferi planı yapılacak ise
Güney sahilleri yetermiş aslında; Molivos, Petra, Sıgri, Plomari, Lautraki ve
koyları harikaydı. Plomari güneyin en hareketli turizm merkezi imiş ama bizim
bulunduğumuz tarihler sezon ortası olmasına rağmen oldukça sakindi. Keza bu
sakinlik Sıgri için de geçerli; sanki bu sene bu bölgelere ilgi azalmış gibi.
Plomari'de Kuzey Ege Regattası sebebiyle
yetmiş yarış yelkenlisi gelecek diye Liman boşaltılmıştı; biz zaten
alargacıyız, mendireğin hemen arkasına 4 metre pırıl pırıl sulara demirimizi
attık; tornistanla tuttuğunu teyit ettik; artık şehir gezisi yapabiliriz.
Plomari'nin arnavut kaldırımları, dar ve
yokuş sokaklarını arşınladık, yürümediğimiz yer, görmediğimiz dini mekan ve
müze kalmadı.
Akşamında da hemen önümüzdeki Balıkçı
Barınağında Kuzey Balıkçıları Festivali varmış; binlerce kişiye Sardalye ve
Ahtapot ızgara, Sardalye Konservesi dağıttılar. Yerel oyunlar, şarkılar,
sirtaki gırla; saat 03:00'a kadar sürdü. Sonraki gün limanda Barbayani Uzo
markası sponsorluğunda gelen Yelkenciler için de bir seremoni ve konser
olacaktı ama biz artık ayrıldık.
Alarga komşumuz, solo seyir yapan Zeytin
yelkenlisinin Reisi Sedat Bey ile tanıştık; bahçesinden ikramı zeytinler ve
Angelino erik harikaydı. Sedat Reis buradan Sakız Adasına geçti. Biz de
önümüzdeki yıl kısmet ise Sakız adasını etraflıca gezmek istiyoruz.
20250826-27 MİDİLLİ - Kalloni Apothikes
– 19mil
Kalloni körfezi Sardalyesi ile meşhur, karadan gitmiş ve sardalyesini tatmıştık ama körfeze de girmek istedik ancak hava çok yüksekti; kanaldan geçip hemen batı yakasında yer alan meşhur Apothikes köyü önlerine demirledik. Bizden başka bir tekne daha var; rüzgardan direklerimiz uğulduyor; botu indirip karaya çıkmak içimizden gelmedi. Nasılsa daha önceki koylarda tutuğumuz Melanur ve Kupes cinsi Balıklardan bir porsiyon daha var:)
20250827-30 MİDİLLİ - Sıgri – 18mil
Niyetimiz yol üzerindeki turistik
Erassou'ya da uğramaktı ama hava oldukça yüksek, rüzgara karşı sallan yuvarlar
Sıgri'ye ulaştık; Osmanlı Kalesinin arkasına demirimizi attık; üç teknenin
ikisi yine Türk:) Hava sağanaklarda 40kt.lara kadar çıkıyor, biz 60 mt zincir
atarken yandaki Hollandalı 25-30 mt ile duruyor. Bir şey biliyordur herhalde
dedik ama hakikaten hiç taramadı teknesi. Sonra dalıp çıpa kontrolü yaptığımda
çok ağır bir saban tipi çapa kullandığını gördüm.
Sıgri Osmanlı Kale arkasında demirdeyiz;
karşımızdaki evlerin çoğu kiralık pansiyon; ancak bir çoğunun kepenkleri kapalı
ve ışıkları yanmıyor. Zaten uzaktan plajları da oldukça sakin gözüküyor. Botla
hemen karşımızdaki kalenin önündeki iskeleye çıkıp, şehri gezmeye gidiyoruz. Sıgri’de
de uzun uzun kara yürüyüşleri yaptık; güneyinde, kuzeyinde yürümediğimiz yer
kalmadı.
Sıgri, AB fonlarından alabildiğine
istifade etmiş; 14 milyon Eur bütçeli devasa bir liman yapılmış; hele AB
fonları ile oluşturulmuş Fosil Orman müzesi harikaydı. 3,5 milyar yıllık
oluşumlardan bahsediliyor; insanın aklı duruyor. Sıgri arazisinde hatta karşıki
Megalonisi adasında deniz altında taşlaşmış ağaç kalıntıları; taşların içinde
muhafaza olmuş fosiller görülmeye değer. Altı cam tekneler Megalonisi adasına
turist taşıyor.
Köyün içinde Osmanlı Kalesi onarımda,
gezilemiyor; Osmanlı çeşmeleri, Hamamı hala ayakta. Bir yerel müze var,
içindeki objelerin çoğu benim Ninemin, Dedemin kullandığıkları ile aynı. Yaba,
Düven, Çıkrık, çapalar vs sanki hepsi benim köyümden toplanıp buraya getirilmiş
gibiydi. Çok değil, yüzonüç yıl önce
buradaydık; eşyaların, araç gereçlerin benzer olmasına çok da şaşmamak lazım.
Bulunduğumuz koy mavi bayraklı, AB
takibinde olan bir koy; her taraf balık kaynıyor. Bir ara tüfekle daldım; kalenin
arkasındaki kayaların arasında birkaç kefal kısmetimize düştü.
Hava Cuma gecesi düşüyor; biz de C.tesi
günü gümrük çıkış işlemleri için Petra'ya dönüş planlıyoruz.
20250830-31 MİDİLLİ - Petra - 20mil
Petra Gümrüğü ile
15:00 için randevulaşıp, gümrük çıkışımızı kolaylıkla yaptık, eski TL'u iade
alıyor, fotokopisini veriyorlar. Ertesi sabah ayrılana kadar limanda gümrüklü
sahadayız. Son defa mendireğin dışında berrak sularda yüzdüm. Önümüzde bir
Yunan hücümbotu bağlı, 21:00 gibi ayrıldı da jeneratör gürültüsünden kurtulduk.
Marş motoru ilk çalıştırmada vııjt diye ses çıkartıyor, çalışmıyordu; sonra marş motoru selenoidine birkaç tıklatma ile çalışıyordu. Bunu Zülfikar Usta Kaptana sordum; tam isabet bir kerede sorunu tespit etti; arkasındaki marş anahtarına giden kablo gevşemiş meğer. Ama Devir Göstergem hala bir çalışıyor bir çalışmıyor; şarj dinomo arkasındaki bağlantılarını kontrol ettim ama demek sorun kendisinde, tamiri de mümkün olmuyor, değişmesi gerekecek sanıyorum.
20250831 ÇANAKKALE – 57mil
Petra’dan Sabah
namazını müteakip yola çıktık; hava Babakale'ye kadar doğulu esti; sonra
Babakale - Gülpınar arası sıfırlandı; ardından keşişlemeye döndü. Bir müddet
sonra da beklendiği gibi Lodos esmeye başladı; Çanakkale'ye kadar daha önce
bayır yukarı hiç yapmadığımız hızlarla seyir yaptık. Karanlık limanın önünde
lodos 26kt eserken teknemiz de 8kt'ları gördü.
Niyetimiz gece
Çanakkale Marina önünde alarga kalmaktı ama baktık lodos rahatsız edecek içeri
girdik. Buranın gecesi 1750₺; iki saat gümrük işi 1500₺; ilginç hesaplama.
Akşamında yeğenim
Oğuz ile güzel bir havuzluk sohbeti ettik. Ertesi sabah Polis, Gümrük ve Liman
süreçleri yine bildiğiniz gibi yavaş ve bol fotokopili; her biri çıkarken
aldıkları fotokopileri tekrar tekrar istiyor :)
Y1 Seyir İzin Belgesi (SİB) Gümrük Giriş Prosedürü:
1. https://e-denizcilik.uab.gov.tr/login ortamına donatanın e-devlet şifresi ile girilir; SİB/Vatandaş menüsü seçilir.
2. Yatlarım üzerinden BELGE OLUŞTUR yapılır. (Ülkeye girişte bu menü üzerinden Yeni Belge oluşturulması gerekir!)
3. ÖDEME BİLGİLERİ segmesinde C Kodu üretilir.
4. HalkBank Mobil İç Sular Ödemeleri menüsünde Donatan TC'ine göre bu C kodlarına ait iki ödeme yapılır. (750₺ + 863,57₺)
5. Ödemeler anında Sisteme yansımıyor; bunun için SİB Ücret Bilgileri Segmesinde ÖDEMEYİ BEYAN ET butonuna basılması gerekiyor!
6. Ardından Liman Polisi => Gümrük => Liman Başkanlığı sırası ile Gümrük Giriş işlemleri tamamlanmış olur.
20250901 GELİBOLU – 21mil
İşlerimiz bitti;
Çanakkale Marinanın bir gecelik ücretini (1750₺) ödeyip, DAU Atık Belgemi
(355₺) aldım ve 12:00 gibi de yola çıktık. 15:45 gibi Burhanlı Köyü önlerinde,
Drak burnunda bizi bekleyen Babamı selamlayıp, sonra Çanakkale Köprüsü altında
da TCG Anadolu ile karşılaşıp, 17:30 gibi de Gelibolu Balıkçı Barınağındaki
yerimize bağlandık. Hanım, bağlanır
bağlanmaz eve geçti; ben ise tekneyi neta ettikten sonra, baktım hala eve
gidesim yok; kendi kendime içimden “Sen bu işi ciddi ciddi seviyorsun be Hulusi!”
diye geçirip, geç vakitlerde, ancak yatmak üzere eve yöneldim.
Sağlıkla daha nice
deniz seferlerine İnşaallah.
SON SÖZ :
Geçen sene olduğu
gibi bu seneki seyir hazırlık sürecinde NAVİLY ve NOFOREİGNLAND Yatçı mobil
uygulamalarından çok istifade ettik. Bu iki uygulamadaki Yatçıların yorumları
çok bilgilendirici oluyor. Teknemizdeki ChartPloter’da Navionics haritası
yüklü; telefonumuzda da ücretsiz C-MAP harita uygulamasını kullanıyoruz.
Hava durumu için de
olmaz ise olmazımız Windy; ama kötümser sonuç veren WindGru uygulamasına da
bakmadan edemiyoruz.
Geçen yıl Halkidiki
Yarımadaları ve Kuzey Sporadlar gezimizden sonra bu seneki Midilli seyahatimiz
de muhteşem oldu; harika anılar biriktirdik; yapılacaklar listemizde bir adaya
daha tik attık.
Midilli,
Yunanistan’a uzak, Türkiye’ye yakın bir ada; dolayısıyla yabancı yatçı sayısı
pek fazla değil; sakinlik isteyen Türk yatçılar tarafından hala cazibesini
koruyor. Özellikle Çanakkale tarafından adayı gezmek isteyenler için Petra’da
gümrük olması çok avantajlı; gitmeden telefonla rezervasyon yapılırsa
Türkiye’ye yakın bir noktadan kolaylıkla giriş/çıkış işlemlerini
yapabiliyorsunuz.
Midilli seyahatimizde toplam 280
mil civarı yol yapmışız; saatte 2-2,5 lt., toplamda 105lt mazot harcamışız.
Geçmiş yıllarda Çanakkale Boğaz tırmanışında kuvvetli akıntıya ve karşı rüzgara
rastladığımız yerlerde süratimiz 1kt'lara kadar düşerken, bu sene şansımıza dönüşte
lodos denk geldi ve boğazda 8 kt.larda tırmandığımız noktalar oldu.
Bakımlarını
kendimin yaptığı Dua-1’de baş edemeyeceğim bir arıza olmadı çok şükür; Dua-1
bizi güvenle gezdirdi. Hele ki geçen yıl epey sıkıntı çıkartan eski botumun
yerine aldığım yeni bot, bu sene sıfır sorun ile bize hizmet verdi.
Her gün sabah/akşam
yüzmek bana çok iyi geldi; döndüğümde 82 kiloya düşmüştüm. Bir duayen
Denizcinin dediği gibi, “tekne önleyici sağlık hizmetidir” hakikaten; o kadar
külfetinin yanında getirileri kat be kat çok daha fazla.
Şimdi müteakip
sezon gitmeyi planladığımız sıradaki ada Sakız’ın hayalleri ile meşgulüz. Allah
izin verirse, sağlığımız müsaade ederse tabii.
Selam ve dua ile.